Kan,
atardamar, toplardamar ve kılcal damarlardan oluşan damar ağının içinde
dolaşan; akıcı plazma ve hücrelerden (alyuvar, akyuvar ve kan
pulcukları) meydana gelmiş kırmızı renkli hayati bir sıvıdır. Kan ile
ilgili tıbbi terimler genellikle hemo ve hemoto sözcükleri ile başlar.
Bu sözcükler eski Yunanca'da kan sözcüğünü karşılayan haimadan
türetilmiştir.
Kanın ana işlevi besin maddelerinin (oksijen, glikoz) ve yapısal
elemanların sağlanması ve atık maddelerin (karbondioksit, laktik asit
vs.) atılmasının sağlanmasıdır.
Her bedende 5 ile 6 litre arası kan bulunur. Bu miktar ortalama vücut
ağırlığının %7-8'ini oluşturur. Kanın yarısı, sıvı olan bölümden yani
plazmadan meydana gelir. Diğer yarısı ise kanın içinde çeşitli görevler
üstlenmiş olan hücreler veya moleküllerdir. Kandaki hücreler, vücuttaki
kan miktarının yarısını oluşturmalarına rağmen, yan yana dizildikleri
takdirde 96.500 km'lik bir çizgi oluşturabilecek kadar fazladırlar. Bu,
dünyanın çevresini iki kez dolaşmaya yeterli bir uzunluktur.
Ülkemizde, kan grubu dağılımında genel olarak A ve O gruplarının
üstünlüğü görülmektedir. Amerika Birleşik Devletlerinde, ülkemizdekinin
tersine O grubu daha fazla rastlanan bir gruptur. A grubu ise, ikinci
sıklıktadır.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
KAN HASTALIKLARI |
|
|
|
Akdeniz Anemisi : |
Akdeniz
anemisi ya da tıptaki adıyla Talasemi ; Akdeniz ülkelerindeki ırklarda
görülen, doğacak çocuğa anne-babasından ”Beta Talasemi” geninin
sirayetiyle kalıtımsal olarak geçen bir çeşit “kansızlık” hastalığıdır.
Anemi (kansızlık) oluşmasına neden olan etmen, kanda alyuvarların
yapısında yer alan “hemoglobin” maddesinin yapımındaki kusurdur.
Hastalığın esas olarak iki apayrı şekli vardır.Talasemi Major ve
Talasemi Minör.
Talasemi Minör: (Akdeniz anemisi Taşıyıcılığı)
T. Minor, T.major’a göre çok daha hafif seyreder. Bireylerdeki tek bulgu
sadece kansızlıktır. Kişiler sadece halsizlikten şikayetçidirler. Hatta
bazıları evlenme işlemlerinde yapılan (zorunlu) kan testine kadar
hastalıklarını bilmez.Bu gruptaki hastalarda yapılan tahlilde, serum
demir düzeyi normal veya artmıştır. En çok görülen kansızlık çeşiti olan
ve bu hastalıkla en çok karıştırılan Demir Eksikliği Anemisi’nde ise
demir azalmıştır. Tanı, “Hemoglobin Elektroforezi” ile konur. Bu
hastalığın anlaşılmasında işe yarayan en önemli tahlil kıstaslarından
biri olan HbA2 ( kanda oksijenin taşınmasını sağlayan hemoglobin
molekülünün küçük fraksiyonu) normal kişilerde %3,4 iken bu hastalıkta %
7 ye yükselmiştir; HbF ise hafif düzeyde (%2-6) artmıştır. T. Minor’ün
esas önemi bu hastalığın evli çiftlerin her ikisinde de olmasında ortaya
çıkar; çocuğun %25 T. Major (yani hastalığın esas ağır ve ölümcül
seyreden cinsinden) olma riski mevcuttur.
Anne ve babadan sadece biri Akdeniz Anemisi taşıyıcısı (talasemi Minör)
ise doğacak çocuklarının taşıyıcı olma olasılığı % 50 dir. Talasemi
major olma olasılıkları ise yoktur.
Hemofili
:
Hemofili
kanın pıhtılaşmasının yetersiz olduğu ciddi bir doğumsal kan
hastalığıdır. Bulaşıcı değildir. Herhangi bir kanser tipi değildir.
Ancak nesilden nesile geçen kalıtsal bir kan hastalığıdır.Kanın
pıhtılaşmasının yetersiz olmasının nedeni pıhtılaşma fonksiyonu için
mutlak gerekli olan faktör 8 adlı proteinin kanda eksik olmasıdır. Yani
hemofili hastası çocuklar doğumdan itibaren hayatları boyunca kanlarında
faktör 8 adlı proteinleri eksik olarak hayatlarını sürdürürler. Bu
eksiklik kalıtsal yani kromozomlar yoluyla ailesel olarak çocuğa
geçmektedir. Ancak genetik ailenin ilk hasta bireyi çocuğunuz olabilir.
Yani mutlaka dayısının hemofili hastası olması gerekmez.
Anemi
:
Tanım
olarak düşük miktarda demire bağlı olarak kanın kırmızı hücrelerindeki
azalmadır. Kansızlığın en sık görülen şekli budur. Demir, kanda oksijen
taşıyan pigment olan hemoglobinin önemli bir parçasıdır. Demir
eksikliğinin nedenleri :
- Diyette az miktarda alınma,
- Vücut tarafından az miktarda emilimi
- Kronik kanamalar (ağır adet kanaması dahil)
Örneğin:
burun kanamaları, hemoroid, mide yada barsak ülseri, polip,
gastroenterial kanser gibi … Çocuklarda kurşun zehirlenmesi sonucunda da
demir eksikliği anemisi görülür. Vücutta ve kemik iliğindeki demir
depolarının harcanması sonucu kansızlık yavaş yavaş gelişir. Genellikle
kadınlarda demir depoları daha azdır.
Lösemi ( Kan
Kanseri )
:
Halk
arasında kan kanseri denilir. Kandaki alyuvarların aşırı derecede
çoğalması sonucu meydana gelir. Kan yapıcı dokuları etkileyen ve kandaki
akyuvarların aşırı derecede artmasına neden olan kötü huylu hastalık.
Akut lösemilerin ilk belirtileri kansızlık, ateş, kanama ve lenf
düğümlerinde şişmedir. Hastaların çoğunda tam iyileşme sağlanarak,
kandaki kötü huylu, hücrelerin tümü yok edilebilir; vakaların yarıdan
çoğunda hastalık beş yıl boyunca yeniden ortaya çıkmaz. Buna karşın öbür
lösemi türlerinde tedavi genellikle olumlu sonuç vermez. Kronik
lenfositik lösemi öncelikle yaşlılarda görülür ve kimi zaman yıllarca
belirti vermez.
Son yıllarda uygulanan kemik iliği nakilleri başarılı sonuçlar vermekte
ve hastalar iyileşmektedirler.
Lenfoma
:
Vücudumuzda "lenf" adı verilen renksiz sıvıyı taşıyan çok küçük
damarlardan oluşmuş bir ağ vardır. Bu ağa "lenfatik sistem" denir. Lenf
sıvısı içinde, vücudumuzdaki enfeksiyonlara ve hastalıklara karşı
savaşan lenfosit adlı beyaz kan hücreleri (akyuvarlar) bulunur.
Vücudumuzdaki bu geniş ağın bağlantı noktaları bezelye büyüklüğündeki
lenf düğümleridir. Lenf düğümleri koltukaltında, ensede, kasıkta,
göğüste ve karında yoğunlaşmıştır. Lenf düğümleri, lenf sıvısını filtre
ederek bağışıklık yanıtının oluşmasını sağlar. Dalak, timüs bezi,
bademcikler ve kemik iliği de lenfatik sisteme dahil olan organlardır.
Her lenfoma hastası için tedavi kendine özgündür. Çünkü hastalığın
evresine, hücre tipine, hastanın yaşına, hastanın tedaviyi kaldırıp
kaldıramayacağına ve lenfoma tipinin hızlı yada yavaş seyirli oluşuna
göre doktor tedavinin şeklini ve verilecek ilaçları belirler.
|